FS

 

”Mutlaka Dış Çekim olmalı, olmazsa düğün fotoğrafım yok demektir!” diyenler sizi böyle alalım. Sizin için yazdık, hazırsanız önemli tüyolar geliyor.

Dijital fotoğraf makinelerinin hayatımıza girmesiyle kişisel alanlarda da fotoğraf daha kolay ulaşılabilen bir hizmet olmaya başladı. Haliyle bu durum hayatımızın en özel günlerine de sınırlarını oldukça genişleterek girdi. Düğün fotoğrafı eskiden hepimizin bildiği gibi stüdyolarda 5-10 pozluk çekimlerle yapılıp o güne ait bir anı olarak albümlerdeki ve çerçevelerdeki yerini alıyordu. Bugün ise çekimin sınırlarını çiftler belirliyor. Süresi, mekanı, günü evlenecek çiftin isteği doğrultusunda değişebiliyor. Trendler her gün değişse de birçok çift, dış çekim yaptırma konusunda oldukça istekli oluyor.

 

”Peki nedir bu dış çekim, olayı ne yani?” 

Bizim için ifadesi; ‘hadi toplanın eğlenmeye gidiyoruz’dur. Yani eğlencesiz bir dış çekim düşünülemez. Aksi takdirde büyük bir çoğunluk için genelde korkulan ve mecburiyete dönüşen bir görevden öteye geçemeyecektir. ‘E madem evleniyoruz, bir de dış çekimimiz olsun, hem herkes yaptırıyor, biz de yaptıralım’ düşüncesi, sizi kafanızı 45 derece açıyla eşinizin omzuna bıraktıran, elinizi ceket düğmelerinin üstünde tutmak kaydıyla derin derin ufka baktıran vitrin mankeni ‘poz’larına götürebilir. Bir ömür keyifle bakılacak fotoğraflar istiyorsanız önce sizin için doğru fotoğrafçıyı bulmalısınız.

 

Doğru fotoğrafçı derken?”

Sizi en iyi yansıtacak, aynı dili konuşabileceğiniz yol arkadaşınız olmalı fotoğrafçınız. O nedenle en önemlisi yüz yüze görüşmek elbette. Diyeceksiniz ki koca şehirdeki onca fotoğrafçıyı mı gezeceğiz yani, hem belki ben yaşadığım kentin fotoğrafçılarından biriyle de çalışmayacağım. Eh, o da zor tabi. Fotoğrafçı arayışı malum ya tavsiyeyle yürüyor ya da hepimizin her gün en çok kullandığı sistemle işliyor, ‘google’lanarak. Eğer zevklerinizin uyuştuğu bir arkadaşınız, yakınınız evlenmişse ve bu kişi fotoğrafçısından büyük övgüyle bahsediyorsa şanslı kesimdesiniz. Aradığınıza oldukça yakındasınız ki her ne olursa olsun söz konusu fotoğrafçıyla siz de yüz yüze görüşmeli, işlerini incelemelisiniz.

Diğer yöntemle elbette sizin için ideal olan fotoğrafçıları bir kenara ayırarak önce telefon görüşmesiyle başlayabilirsiniz işe. İdeal derken portfolyolara baktığınızda siz ne istediğinizi de keşfetmeye başlayacaksınız. Hatta mümkünse bir çifte ait birçok fotoğraf bakın. Zira bir çiftin ‘bir güzel fotoğrafı’ mutlaka vardır ve tabi ki fotoğrafçılar da vitrinlerini oluştururken o en güzel fotoğrafı sergilemeyi seçeceklerdir. Eğer istediğiniz, toplamda güzel fotoğraflar ise bu konuda mesai harcamalısınız biraz, bir çifte ait farklı fotoğraflara bakmayı ihmal etmeyin. Bu kısım da hallolduysa sıra geldi telefon görüşmesine. Telefon irtibatı sizin için bir ön görü oluşturacaktır. İkinci elemeye kalan fotoğrafçılarla sıra geldi yüz yüze görüşmeye. Bizim çekim tarzımızdaki bam teli işte burada. Görüşmelerimizde sık sık söylediğimiz gibi sizlerle kafamızın uyuşması, tabiri caizse bize kanınızın kaynaması önemli 🙂  Eğer ‘biz sevdik bu kızları, e çekimleri de tam istediğimiz gibi’ diyorsanız sizleri sandık sakinleri arasında görmekten büyük mutluluk duyacağız.

 

”Biraz fazla mı abarttınız, sonuçta sizden altı üstü 3-5 saatlik bir hizmet alacağız hepsi bu” diyorsanız şöyle açıklayalım efendim.

Evet sizle toplamda az bir süre görüşeceğimiz doğrudur, yani şu anlık size öyle geliyor olabilir, genelde aile fotoğrafçınız haline geldiğimiz için mutlaka bir yerlerde karşılaşacağız 🙂  Bizim amacımız sizi en doğal halinizle fotoğraflamak, çünkü biliyoruz ki sizin kameraya bakarak gülümsediğiniz hiçbir an gerçek kahkahanızın yerini tutmayacaktır. Çoğunluktan bahsedecek olursak oyuncu ya da model değilsiniz malum. Yani kameralara nasıl oynanır konusunda üstün yetenekleriniz yoksa en iyisi doğal olmak. Yanınızda en sevdiğiniz insan var, o zaman yazılanları oynamaktansa kendi hikayenizi yazın. Siz mutlu olun, biz de en iyi yaptığımız işi yapalım, mutluluğunuzu yakalayalım. Hoşlanmadığınız, ‘enerjisini’ beğenmediğiniz insanların yanında kendiniz olamazsınız. Sizin muhatabınız fotoğraf makinelerimiz değil, bizzat biziz. İşte bu yüzden aramızdaki ilişki önemli, başta da dediğimiz gibi o gün bizim için eğlenceli bir gün olmalı. İnsan eğlendiği zaman yaratıcılığı artıyor, emin olun tecrübeyle sabit.

Görüşmelerimizde de sıkça söylediğimiz gibi bize birbirinize olan sevginizi gösterin. Nasılsanız öyle olun, sonuç sizi mutlu edecektir. Sık karşılaştığımız bir söylem var bizi tercih eden çiftlerimiz arasında:… ‘Fotoğraflarınıza baktım, insanların hepsi çok güzel görünüyorlardı, bu insanların hepsi bu kadar güzel olamaz dedim. Bu işte bir iş var…’ Yaklaşın, işin sırrını açıklama vakti geldi. Tüm o insanlar tam da kendileri gibi davranıyorlar, yani doğallar ve mutlular. O sırada bizimle orada olmaktan keyif alıyorlar, bu bir çekimden daha ziyade kısa bir gezi 🙂  Yani rahat olun, her şey güzel olacak.

Bu sırada şunu da hatırlatmakta fayda var. Yazılanlardan elbette anlamışsınızdır ama biz poz verdirme taraftarı olan fotoğrafçılardan değiliz. Duyguların, ‘-mış gibi yaparak’ değil gerçekten hissederek yaşandığında ortaya çıktığını iyi biliyoruz. O yüzden çekimlerimizde size gerekli görmediğimiz takdirde müdehale bile etmiyoruz.

 

”Peki, iyi diyorsunuz da o günün telaşı, stresi filan derken, nasıl bu kadar rahat olacağız?” 

İşte tam da bu yüzden dış çekim kesinlikle başka gün yapılmalı ve hatta düğün ertesindeki bir gün tercih edilmeli. O günün telaşına, iki araya bir dereye dış çekim sığdırmaya çalışmak size yorgunluk olarak geri dönecektir, ama başta da dediğimiz gibi eğer sizin için dış çekim çoook önemliyse, düğün sürecinizin olmazsa olmazıysa. Başka gün olursa; çekim için tercih edeceğimiz mekanlar konusunda daha özgür olacağımız kesin. Diğer taraftan gelinliğinizi ve damatlığınızı dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz, kirlendi, söküldü, yırtıldı dertlerinden tamamen uzaktayız. Fotoğrafın çekileceği en ideal saatler olan gün batımına yakın saatlerden faydalanabiliyoruz ki bu durum yaz ayları için sıcaktan en az etkileneceğimiz saatlere de denk gelmekte. Yani, keyfini çıkararak mutlu mesut bir çekim yapabiliriz.

 

Bir daha mı saç-makyaj yani?’

Panik yapmayalım lütfen 🙂  Düğün günü yaptırdığınız saç ve makyaj gibi bir beklentimiz yok sizden ki artık birçok gelinimiz düğün günü bile sadelikten yana. Bizim tercihimiz özgür saçlardan yana. Maşalı ya da trend olduğu gibi örgülü saçlar yeterli olacaktır. Hatta inanın duvağa bile gerek yok. Çiçekli bir taç ya da küçük bir aksesuar yeterli olacaktır. Makyaja gelince sade bir tercih o günün ruhunu yansıtacaktır. En önemli detaya gelince; rahat ayakkabılarınızı unutmayın! Ayaklarınız acı çekerse ruhunuz da acı çeker, bu da keyifli günümüzü katleder.

Bu an hayatınızın en önemli anlarından biri, onu mahvetmek yerine bir kere daha kuaföre gitmek emin olun çok daha tercih edilesi bir eylem.

Diğer yandan çiftlerin görüşüne göre tamamen değişse de gelinlik ve damatlığınıza alternatif kıyafetler tercih edilebilir. Bu da aklınızın bir köşesinde bulunsun istedik.

Son olarak; mutlu bir gün geçirmek için hazır olun, içinizdeki heyecanı hissedin, aşkınızı yaşayın ve fotoğrafçınıza güven duyun.